Kahverengi Palto
Bit pazarının en arka köşesindeki tezgâhta gördüm onu. Kahverengi bir palto, yün, eski model. Yakasında küçük bir leke vardı, belki kahve, belki gözyaşı. Fiyatı gülünç derecede ucuzdu.
“Bu paltonun bir hikâyesi var,” dedi tezgâhçı, yaşlı bir adam. Gözleri benim paltoya bakışımı takip ediyordu.
“Her paltonun bir hikâyesi vardır,” dedim.
“Ama bununkisi farklı.” Paltoyu tezgâhtan aldı, silkeledi. “Bu palto 1962 yılında İtalya da dikilmiş. İlk sahibi bir diplomatmış. Paris e, Viyana ya, İstanbul a gitmiş bu paltoyla. Sonra diplomatın kızına geçmiş. Kız bir piyanistmiş, konser salonlarında giyermiş.”
“Nereden biliyorsunuz bunları?” diye sordum şüpheyle.
Yaşlı adam gülümsedi. “Cebine bak.”
Elimi sağ cebe soktum. Parmaklarım bir kağıda dokundu. Çıkardım: katlanmış, sararmış bir not. Üzerinde ince bir el yazısıyla:
“Bu paltoyu giyen herkes, bir parça benden taşır. Onu sevgiyle giyin. — Signora Benedetti, Roma, 1962”
Paltoyu satın aldım. O günden beri her giydiğimde, içimde açıklamakta güçlük çektiğim bir sıcaklık hissediyorum. Sanki Signora Benedetti nin sevgisi kumaşın liflerine işlemiş de, yıllar sonra bile ısıtmaya devam ediyor.


