4 Haziran 2026, Perşembe
Öykü

Kitapçı

11 Nisan 2026 0 Yorum

Kadıköy de, Bahariye Caddesi nden sola kıvrılan dar bir sokakta, bir kitapçı vardı. Sahibi Necdet Bey, yetmiş yaşında, ince uzun, her zaman fötr şapkalı bir adamdı. Dükkânının adı “Son Sayfa” ydı.

“Neden Son Sayfa?” diye sorardı müşteriler.

“Çünkü her kitabın son sayfasını okuyanlar buraya gelir,” derdi Necdet Bey. “Son sayfayı okumayanlar, kitabı yarım bırakanlardır. Onların buraya işi düşmez.”

Dükkân küçüktü ama içerisi bir labirent gibiydi. Raflar tavana kadar uzanıyor, kitaplar birbirinin üstüne yığılıyordu. Bir düzen var mıydı? Necdet Bey e göre evet. Başka kimseye göre hayır.

“Bu kitap nerede?” diye sorduğunuzda, gözlerini kapatır, birkaç saniye düşünür, sonra eliyle bir yönü işaret ederdi. “Üçüncü raf, soldan dördüncü sıra, alttan yedinci kitap.” Ve her zaman haklı çıkardı.

Bir gün bir çocuk geldi dükkâna. On yaşlarında, utangaç, cebinde birkaç lira. “En güzel kitabı istiyorum,” dedi.

Necdet Bey eğildi, çocuğun gözlerinin içine baktı. “En güzel kitap, henüz yazılmadı,” dedi. Sonra raflardan ince bir kitap çekti, çocuğa uzattı.

“Ama bu defter,” dedi çocuk şaşırarak. “İçi boş.”

“Şimdilik,” dedi Necdet Bey göz kırparak. “Şimdilik boş.”

Çocuk parayı uzattı. Necdet Bey almadı. “Bu hediye,” dedi. “Ama bir şartla: son sayfasını doldurunca gel, bana göster.”

Çocuk gitti. Yıllar geçti. Bir gün, genç bir adam geldi dükkâna. Elinde yıpranmış bir defter vardı. Her sayfası doluydu: şiirler, hikâyeler, çizimler, düşünceler.

“Son sayfayı da doldurdum,” dedi.

Necdet Bey defteri aldı, karıştırdı, gülümsedi. “Gördün mü,” dedi. “En güzel kitap buymuş.”

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir